Siyaset bazen rakamlarla değil, hafızayla okunur.
Bugün Türkiye'nin birçok kentinde meydanları dolduran kalabalıklara bakarken insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Dün Kemal Kılıçdaroğlu'nun arkasında duran, seçim meydanlarında onun için slogan atan, sandık başında ona oy veren seçmen bugün neden sokakta ve yarın sandık başına gittiğinde kime oy verecek?
Bu soru yalnızca CHP'nin değil, Türk siyasetinin de önündeki en önemli sorulardan biridir.
Çünkü siyaset sadece liderlerden ibaret değildir. Liderler gelir, liderler gider. Ancak seçmen kalır. Partiler değişir, kadrolar değişir, sloganlar değişir. Fakat seçmenin hafızası kolay kolay değişmez. Yıllarca Kemal Kılıçdaroğlu'nu destekleyen milyonlarca insan bir sabah uyandığında başka bir siyasi kimliğe bürünmedi. Aynı insanlar bugün de CHP seçmeni olmaya devam ediyor.
Peki değişen ne?
Belki de değişen şey, siyasetin dili...
Belki de değişen şey, seçmenin beklentileri...
Belki de değişen şey, Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasi atmosfer...
Özgür Özel'in genel başkanlığa gelişiyle birlikte CHP yeni bir hikâye yazmaya çalışıyor. Meydanlarda oluşan kalabalıklar da bu hikâyenin ilk satırları olarak görülüyor. Ancak siyasetin asıl sınavı meydanlarda değil, sandıklarda verilir.
Meydanlar heyecanın adresidir.
Sandık ise kararın.
İşte tam da bu nedenle bugün sokaklarda görülen tabloyu yalnızca bir kalabalık meselesi olarak değerlendirmek eksik olur. Çünkü kalabalıklar bazen bir tepkinin, bazen bir umudun, bazen de bir arayışın yansımasıdır.
Türkiye'nin yakın siyasi tarihine bakıldığında bunun çok sayıda örneği görülür. Meydanları dolduran kitlelerin her zaman aynı ölçüde sandığa yansımadığı da olmuştur, meydanlardaki enerjinin seçim sonuçlarını belirlediği de...
Bu nedenle bugün asıl tartışılması gereken konu, kaç kişinin meydana geldiği değil; o insanların ne düşündüğü, ne hissettiği ve yarın nasıl bir tercih yapacağıdır.
Çünkü siyasetin gerçek fotoğrafı miting alanlarında değil, seçim gecesi açılan sandıklarda ortaya çıkar.
Belki de bugün sorulması gereken en önemli soru şudur:
Dün Kılıçdaroğlu'nun arkasında duran seçmen, yarın sandık başına gittiğinde bir lidere mi oy verecek, bir partiye mi, yoksa geleceğe dair kurduğu umuda mı?
Bu sorunun cevabını bugün hiç kimse kesin olarak bilmiyor.
Ancak bilinen bir gerçek var ki; Türk siyasetinde son sözü her zaman seçmen söyler.
Ve o söz, meydanlarda değil, sandıkta yankılanır.
Handan Demir
Uzman Araştırmacı Gazeteci-Yazar
Yorumlar
0Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.