Türkiye siyaseti son yıllarda birçok kırılma yaşadı ancak bazı olaylar vardır ki etkisi sadece bir partiyle sınırlı kalmaz; devletin dengelerini, toplumun algısını ve siyasi geleceği doğrudan değiştirir. Deniz Baykal’a yönelik kaset operasyonu da işte tam olarak böyle bir kırılma noktasıydı.
O dönem yaşanan süreç sadece CHP’de bir genel başkan değişimi olarak görülmedi. Ankara kulislerinde yıllardır konuşulan iddia şuydu: Baykal’ın tasfiyesiyle birlikte Türkiye’de yeni bir siyasi mühendislik dönemi başlatıldı. Çünkü Baykal’ın temsil ettiği ulusalcı-devletçi CHP çizgisi ile Kemal Kılıçdaroğlu dönemindeki CHP arasında yalnızca isim farkı değil, ciddi bir ideolojik dönüşüm vardı.
Tam da bu nedenle bugün CHP içinde yeniden gündeme gelen “mutlak butlan” tartışmaları, sıradan bir parti içi kriz olarak değerlendirilmiyor. Bu süreç, son 15 yılda kurulan siyasi denklemin çatırdaması olarak yorumlanıyor.
AK Parti açısından bakıldığında ise tablo daha farklı okunuyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye, vesayet odaklarına, FETÖ yapılanmasına, dış müdahalelere ve siyasi operasyonlara karşı büyük mücadeleler verdi. 17-25 Aralık’tan 15 Temmuz’a kadar yaşanan süreçler, siyasetin yalnızca sandıkta değil; medya, yargı, uluslararası lobiler ve algı operasyonları üzerinden de şekillendirilmeye çalışıldığını açık biçimde gösterdi.
Bugün CHP’de yaşanan iç savaşın temelinde de aslında bu dönüşüm yatıyor. Çünkü uzun yıllar boyunca “değişim” adı altında yürütülen süreç, CHP tabanının önemli bir bölümünde ciddi rahatsızlık oluşturdu. Özellikle DEM Parti ile kurulan yakın temaslar, milliyetçi-ulusalcı seçmende kırılmalara neden oldu. Şimdi ise “mutlak butlan” tartışmalarıyla birlikte parti içinde geçmişin hesabı yeniden açılıyor.
Ancak Ankara’da konuşulan en kritik konu şu: Bu hesaplaşma yalnızca CHP’yi mi etkileyecek, yoksa Türkiye’de son 15 yıldır kurulan tüm siyasi dengeyi mi sarsacak?
Çünkü bir dönem AK Parti’yi zayıflatmak amacıyla kurulduğu iddia edilen bazı siyasi ittifakların bugün kendi içinde parçalanmaya başladığı görülüyor. Özellikle yerel seçimler sonrası muhalefet cephesinde başlayan liderlik savaşları, CHP içindeki güç mücadeleleri ve eski-yeni kadro çatışmaları, “dizayn edilen siyasetin sürdürülemez hale geldiği” yorumlarını güçlendiriyor.
Sokaktaki vatandaş artık şunu sorguluyor: Türkiye’de siyaset gerçekten millet iradesiyle mi şekilleniyor, yoksa perde arkasındaki operasyonlarla mı yön değiştiriyor?
İşte bu yüzden CHP’deki mutlak butlan tartışması yalnızca hukuki bir mesele değil; Türkiye’nin son 15 yıllık siyasi hafızasının yeniden yargılanması anlamına geliyor.
Ve belki de ilk kez, yıllardır kurulan siyasi mühendislik düzeni kendi içinde çökmeye başlıyor.
Yorumlar
0Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.