Son günlerde okullarda mescit açılması üzerinden koparılan tartışmaları anlamakta güçlük çekiyorum. Bir ülkede milyonlarca insanın inancını yaşayabilmesi için küçük bir ibadet alanı oluşturulması neden bu kadar büyük bir mesele hâline getiriliyor?
Türkiye, nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan bir ülkedir. Bu toplumun çocuklarının ve eğitim çalışanlarının namaz ibadetini yerine getirebileceği bir mescidin bulunması ayrıcalık değil, son derece doğal bir ihtiyaçtır. Kaldı ki mescit kimseyi ibadete zorlamaz; kapısı sadece isteyenlere açıktır. Namaz kılmayanın özgürlüğüne en küçük bir müdahalesi yoktur.
Asıl sorgulanması gereken, kimseye zarar vermeyen bir ibadet mekânından neden rahatsızlık duyulduğudur. Demokrasi, sadece benim benimsediğim yaşam tarzını değil, başkasının inancını da güvence altına alabiliyorsa anlamlıdır. İnanç özgürlüğünü savunmak, çağdaş bir hukuk devletinin temel ilkelerindendir.
Farklı düşüncelere saygı elbette esastır. Ancak saygı, inanç sahibi insanların en temel ihtiyaçlarını tartışma konusu hâline getirmek değildir. Hoşgörü; ibadet edene de, etmeyene de aynı mesafede durabilmektir.
Bir mescidin varlığı kimsenin hayatını daraltmaz. Ama yokluğu, ibadet etmek isteyen insanların temel bir ihtiyacını karşılıksız bırakır. Bu nedenle meseleye ideolojik reflekslerle değil, hak ve özgürlükler penceresinden bakmak gerekir. İnanç özgürlüğünü savunmak, yalnızca dindarların değil, özgürlükten yana olan herkesin ortak sorumluluğudur.
Yazar: Gamze Büyük Kılınç
#gündem #köşeyazısı #mescit
Yorumlar
0Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.