Son Dakika
Polis Eşleri Derneğinden Şehit Aileleri Ve Çocuklarına Anlamlı Etkinlik Gülistan Doku Soruşturmasında Yeni Gelişme: Eski Valinin Telefonu Çözüldü, Ankara'da 2 Gözaltı Daha Türkçe Konuşan Ülkeler Uluslararası Gazeteciler Derneği’nden Yeni Nesil Medya Hamlesi Türk Edebiyatının Mistik ve Metafizik Kalemi: Rasim Özdenören İzmit Belediyesi Soruşturmasında Gelişme: 30 Şüpheli Adliyeye Sevk Edildi Emekli Maaş Farkları İçin Tarih Verildi: Ödemeler 24 Temmuz'da Hesaplarda! Karşıyaka'da Genel Menajer Değişimi: Selim Çınar Dönüyor Alevlerin Arasından Eve Dönüş: Fethiye'deki Yangın Korku Dolu Anları Geride Bıraktı! Erzurum Kongresi’nin 107. Yıl Dönümü: Millî Mücadele’nin Yol Haritası Erzurum’da Çizildi İsrail Basınından Dikkat Çeken Türkiye Analizi: "Etkisi Durdurulamaz Boyuta Ulaştı" Malatya'nın Akçadağ İlçesinde 4.1 Büyüklüğünde Deprem Meydana Geldi TBMM Genel Kurulunda Emekli Aylığı ve Nükleer Enerji Düzenlemesini İçeren Kanun Teklifinin İlk 7 Maddesi Kabul Edildi TBMM'de Kabul Edildi: 3 Kez Kuralı İhlal Eden Aday Sürücünün Ehliyeti Anında İptal Edilecek Küresel Piyasaların Gözü TCMB ve ECB'nin Kritik Faiz Kararlarında ÖSYM'den 2026-DGS Adaylarına Kritik Uyarı: Eğitim Bilgilerinizi Kontrol Edin! TÜİK: Tüketici Güven Endeksi Temmuz 2026’da Yüzde 2,2 Artışla 89,8 Oldu Altın Fed Sinyallerine Odaklandı: Fiyatlar Zirveden Geriledi Borsa İstanbul'da Güne Yükselişle Başlangıç Tokat'ta KKKA Şüphesiyle Tedavi Gören Kadın Yaşamını Yitirdi TBMM Komisyonu'nda "Bireysel Silahlanma" ve "Okul Güvenliği" Alarmı: Vekillerden Sıkı Sınırlandırma Çağrısı Polis Eşleri Derneğinden Şehit Aileleri Ve Çocuklarına Anlamlı Etkinlik Gülistan Doku Soruşturmasında Yeni Gelişme: Eski Valinin Telefonu Çözüldü, Ankara'da 2 Gözaltı Daha Türkçe Konuşan Ülkeler Uluslararası Gazeteciler Derneği’nden Yeni Nesil Medya Hamlesi Türk Edebiyatının Mistik ve Metafizik Kalemi: Rasim Özdenören İzmit Belediyesi Soruşturmasında Gelişme: 30 Şüpheli Adliyeye Sevk Edildi Emekli Maaş Farkları İçin Tarih Verildi: Ödemeler 24 Temmuz'da Hesaplarda! Karşıyaka'da Genel Menajer Değişimi: Selim Çınar Dönüyor Alevlerin Arasından Eve Dönüş: Fethiye'deki Yangın Korku Dolu Anları Geride Bıraktı! Erzurum Kongresi’nin 107. Yıl Dönümü: Millî Mücadele’nin Yol Haritası Erzurum’da Çizildi İsrail Basınından Dikkat Çeken Türkiye Analizi: "Etkisi Durdurulamaz Boyuta Ulaştı" Malatya'nın Akçadağ İlçesinde 4.1 Büyüklüğünde Deprem Meydana Geldi TBMM Genel Kurulunda Emekli Aylığı ve Nükleer Enerji Düzenlemesini İçeren Kanun Teklifinin İlk 7 Maddesi Kabul Edildi TBMM'de Kabul Edildi: 3 Kez Kuralı İhlal Eden Aday Sürücünün Ehliyeti Anında İptal Edilecek Küresel Piyasaların Gözü TCMB ve ECB'nin Kritik Faiz Kararlarında ÖSYM'den 2026-DGS Adaylarına Kritik Uyarı: Eğitim Bilgilerinizi Kontrol Edin! TÜİK: Tüketici Güven Endeksi Temmuz 2026’da Yüzde 2,2 Artışla 89,8 Oldu Altın Fed Sinyallerine Odaklandı: Fiyatlar Zirveden Geriledi Borsa İstanbul'da Güne Yükselişle Başlangıç Tokat'ta KKKA Şüphesiyle Tedavi Gören Kadın Yaşamını Yitirdi TBMM Komisyonu'nda "Bireysel Silahlanma" ve "Okul Güvenliği" Alarmı: Vekillerden Sıkı Sınırlandırma Çağrısı

Gündem

ÖZEL RÖPORTAJ | Akdeniz’in Derinliklerinden Gelen Çığlık: Sumud Filosu’nun "Yüzen Hapishane" Kabusu

Ahmet Selim Korkmaz · 07.06.2026 19:06

ÖZEL RÖPORTAJ | Akdeniz’in Derinliklerinden Gelen Çığlık: Sumud Filosu’nun "Yüzen Hapishane" Kabusu

​Gazeteci Ahmet Selim Korkmaz, Akdeniz’de İsrail güçleri tarafından alıkonulan ve "yüzen hapishanelerde" sistematik işkenceye maruz kalan Sumud Filosu aktivisti Asrın Tok ile yaşanan vahşeti konuştu.

​Akdeniz'in uluslararası suları, geçtiğimiz günlerde hukuksuzluğun ve şiddetin en karanlık sahnelerinden birine ev sahipliği yaptı. Gazze’deki ablukayı kırmak ve vicdani bir ses yükseltmek amacıyla yola çıkan Sumud Filosu, İsrail ordusunun müdahalesine maruz kaldı. Günlerce kendilerinden haber alınamayan, dış dünyayla bağları koparılan ve "yüzen hapishanelerde" tutsak edilen aktivistlerden Asrın Tok, serbest bırakılmasının ardından gazeteci Ahmet Selim Korkmaz’a verdiği röportajda, Aşdod Limanı’ndaki sistematik işkenceleri ve Negev Çölü’ndeki esaret sürecini tüm çıplaklığıyla anlattı.

​Ahmet Selim KORKMAZ: Asrın Bey, öncelikle geçmiş olsun. Gazze’deki ablukayı kırmak amacıyla yola çıkan Sumud Filosu’nun bir parçasıydınız. Karayolu yerine neden ısrarla deniz yolunu tercih ettiniz?

​Asrın TOK: Dünyanın herhangi bir yerinde bir zulüm yaşandığında, oraya karadan yardım ulaştırmak bir şekilde mümkün oluyor. Ancak Gazze’de durum çok farklı; bölge tamamen kuşatılmış durumda. Mısır tarafındaki Refah Sınır Kapısı’nda düzenli bir işleyiş yok. Bölgeyi bilenlerin malumudur; oradan yardım sokabilmek için ya Amerikan-İsrail menşeili kurumlara, ya Mısır Kızılayı'na ya da bölgedeki mafyatik yapılara çok büyük paralar yedirmek zorundasınız. Yardımların büyük kısmı ise ya hiç girmiyor ya da girdikten sonra yağmalanıyor. Geriye tek seçenek kalıyor: Deniz yolu. Gazze şeridi hukuken Filistin’in karasularıdır. Amacımız, sivil inisiyatifle bir gedik açarak dünyaya şu mesajı vermekti: "Biz birkaç küçük gemiyle bu ablukayı delebiliyorsak, siz de büyük devlet gemilerinizle bu yardımları ulaştırabilirsiniz."

​Ahmet Selim KORKMAZ: Filonun yola çıkış sürecinde ne gibi engellerle karşılaştınız? Uluslararası bir koordinasyonun olduğu biliniyordu, süreç nasıl sekteye uğradı?

​Asrın TOK: Tunus ayağı olacaktı ancak Tunus yönetimi dış baskılara dayanamayarak kendi delegasyonundaki arkadaşlarımızı hapse attı. İtalya ve Barselona gemileriyle Marmaris’te buluşup Gazze’ye yürüyecektik. Ancak ilk darbe Girit’in 55 mil güneybatısında vuruldu. İtalya’dan gelen 20 gemimize İsrail tarafından el konuldu. Aktivistler, Yunan polisi ve hükümetinin açık iş birliğiyle Girit üzerinden İstanbul’a deport edildi. Biz Marmaris’ten kalan 60-65 civarı gemiyle tüm riskleri göze alarak Akdeniz'e açıldık.

​Ahmet Selim KORKMAZ: Peki, İsrail ordusunun geminize yönelik fiziki müdahalesi tam olarak nasıl gerçekleşti?

​Asrın TOK: Kıbrıs’ın güneybatısında, Gazze’ye 180 mil mesafede, yani tamamen uluslararası sularda fırkateynler etrafımızı sardı. Bir fırkateyn üzerimize o kadar hızlı geldi ki, çarpmadan (ramming) son anda rotayı kırarak kurtulduk. Zodyak botlarla askerler yaklaştı, menzile girer girmez motoru durdurmamız için rastgele plastik mermilerle ateş açtılar. Gemimize çıktıkları an ilk işleri üzerimizi aramak ve dünyayla bağımızı koparmak için sabit kameralarımızı balyozlarla kırmak oldu.

​Ahmet Selim KORKMAZ: "Hapishane gemisi" ifadesini kullandınız. Bu süreç nasıl yönetiliyordu?

​Asrın TOK: İsrail, sivil aktivistler için özel bir "Hapishane Gemisi" dizayn etmiş. Bir yük gemisinin güvertesini dev konteynerlerle kapatıp, ortasında üstü dikenli tellerle çevrili bir avlu bırakmışlar. 200'den fazla insanı, hiçbir lağım sistemi olmayan portatif tuvaletlerin kokusu altında, soğukta ve kıyafetsiz olarak bu konteynerlere balık istifi tıktılar.

​Ahmet Selim KORKMAZ: İki gün boyunca içeride neler yaşandı? İşkence iddiaları oldukça ağır...

​Asrın TOK: Yan taraftaki konteynerlerden sürekli çığlıklar duyuyorduk; yeni gelen herkese sistematik olarak işkence yapıyor, darp ediyor ve elektrik veriyorlardı. Biz duvarlara vurarak protesto edince, yukarıdaki gardiyanlar üzerimize plastik mermiler yağdırdı. Ardından sesimizi kesmek için avluya kasıtlı olarak lağım suyu pompaladılar.

​Ahmet Selim KORKMAZ: Aşdod Limanı’na ulaştığınızda esirlere yönelik muamele ne durumdaydı?

​Asrın TOK: Liman, vahşetin kurumsallaştığı yerdi. Eskişehir İHH Başkanımız Mehmet Şirin abiyi gemiden indirirken feci şekilde darp ettiler. Onu korumak isteyen Mecit kardeşimizin bacağına ise çok yakın mesafeden plastik mermyle ateş ettiler; kemiğe kadar delik açıldı. O halde bile adamı yerde tekmelemeye devam ettiler. Enfeksiyon riski oluşunca hastaneye kaldırdılar ancak lokal anestezi yerine tamamen uyutarak ameliyat etmek istediler. Mecit bunu güvenlik gerekçesiyle reddedince, İsrail medyası "Türk aktivist tedaviyi reddetti" diye yalan haber servis etti.

​Ahmet Selim KORKMAZ: Limandan sonraki süreçte, yani Negev Çölü’nde neler yaşadınız?

​Asrın TOK: Limanda dizlerimizin ve kafamızın üzerinde, betonun ortasında 1.5 saat bekletildik. Terliklerim orada kayboldu, günlerce çıplak ayakla gezdim. Sürekli İsrail Marşı dinleterek psikolojik işkence uyguladılar. Çıplak aramaya maruz kaldık, ardından ayaklarımıza prangalar vurularak hücreli otobüslerle Negev Çölü’ndeki Keziyot Hapishanesi'ne götürüldük.

​Ahmet Selim KORKMAZ: Bu durumu uluslararası hukuk çerçevesinde nasıl değerlendiriyorsunuz?

​Asrın TOK: Bu süreç sıradan bir gözaltı değildi; açık bir işkence süreciydi. Murat abinin göbeğine elektroşok vermişlerdi, elektrik verdikleri yer tümör gibi şişmişti. Bir kaptanımızın çenesine silah namlusu saplamışlardı. Geri dönen arkadaşlardan en az 30-40 kişinin kaburgası kırıktı ve bunu dışarıda iz bırakmayacak tekniklerle yapmışlardı. Karşımızda gözü tamamen dönmüş, uluslararası hukuku hiçe sayan organize bir terör mekanizması vardı. Ancak ne olursa olsun, Gazze'nin özgürlüğü için sivil arayışlarımız ve mücadelemiz asla bitmeyecek.


Röportaj: Ahmet Selim Korkmaz


#gazze #globalsumudfilosu #asrıntok #israil

Bu haberi paylaş

WhatsApp X Telegram LinkedIn

Yorumlar

0

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

← Tüm haberler