Son Dakika
Fenerbahçe’de İsmail Kartal Dönemi: Yeni Teknik Direktör Belli Oldu Cahit Özkan’dan Avrupa Parlamentosu’nun 2025 Türkiye Raporu’na İlişkin Açıklama CHP Grup Başkanı Özgür Özel’den Kurultay ve "Yeni Parti" Mesajı Başkan Büyükakın’dan YKS Öğrencilerine Ücretsiz Ulaşım Desteği Avrupa Gökyüzünde Türk-İtalyan İmzası: Yeni İHA Üretim Ortaklığına Onay Adalet Bakanı Gürlek’ten "Hanutçuluk" ve Turizm Güvenliği Uyarısı: "Taviz Yok" Sinema Biletlerinde Yeni Dönem: İndirim ve Özel Bilet Kuralları Değişti Antalya Belek Üniversitesi’nde Bir İlk: Baba ve Oğul Aynı Diplomayla Mezun Oldu Tuğçe Orhan Burdur Vali Yardımcılığı Görevine Atandı Dışişleri Bakanı'ndan Rusya Ziyaretine İlişkin Değerlendirme: "Diplomasi Masası İçin Her Türlü Desteğe Hazırız" Fenerbahçe Beko, Beşiktaş GAİN'i 82-71 mağlup ederek seride 2-1 öne geçti Filenin Sultanları’ndan Ankara’da Net Galibiyet: Belçika 3-0 Mağlup Doğu Akdeniz’de Yeni Bir Stratejik Okuma: Emre Diner ve Prof. Dr. Habib Badawi’den Bölgesel Güç Dengelerine İddialı Bir Bakış CHP İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir Partisinden İstifa Etti ABD Başkanı Trump’tan İsrail’e: "Lübnan Konusunda Daha Sorumlu Olun" Beşiktaş’ta UEFA Engeli Kalktı: Finansal Kısıtlamalar Sona Erdi 12 Dev Adam'dan Dünya Kupası Elemelerinde Fırtına Gibi Performans: İkinci Tur Garantilendi! Dışişleri Bakanı Fidan’a MGIMO’dan Fahri Doktora Unvanı MHP’li İsmail Özdemir’den Avrupa Parlamentosu’na: “Rapor Objektiflikten Uzak ve Maksatlı” Dışişleri Bakanlığı’ndan Avrupa Parlamentosu’na Sert Tepki: "Raporu Reddediyoruz" Fenerbahçe’de İsmail Kartal Dönemi: Yeni Teknik Direktör Belli Oldu Cahit Özkan’dan Avrupa Parlamentosu’nun 2025 Türkiye Raporu’na İlişkin Açıklama CHP Grup Başkanı Özgür Özel’den Kurultay ve "Yeni Parti" Mesajı Başkan Büyükakın’dan YKS Öğrencilerine Ücretsiz Ulaşım Desteği Avrupa Gökyüzünde Türk-İtalyan İmzası: Yeni İHA Üretim Ortaklığına Onay Adalet Bakanı Gürlek’ten "Hanutçuluk" ve Turizm Güvenliği Uyarısı: "Taviz Yok" Sinema Biletlerinde Yeni Dönem: İndirim ve Özel Bilet Kuralları Değişti Antalya Belek Üniversitesi’nde Bir İlk: Baba ve Oğul Aynı Diplomayla Mezun Oldu Tuğçe Orhan Burdur Vali Yardımcılığı Görevine Atandı Dışişleri Bakanı'ndan Rusya Ziyaretine İlişkin Değerlendirme: "Diplomasi Masası İçin Her Türlü Desteğe Hazırız" Fenerbahçe Beko, Beşiktaş GAİN'i 82-71 mağlup ederek seride 2-1 öne geçti Filenin Sultanları’ndan Ankara’da Net Galibiyet: Belçika 3-0 Mağlup Doğu Akdeniz’de Yeni Bir Stratejik Okuma: Emre Diner ve Prof. Dr. Habib Badawi’den Bölgesel Güç Dengelerine İddialı Bir Bakış CHP İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir Partisinden İstifa Etti ABD Başkanı Trump’tan İsrail’e: "Lübnan Konusunda Daha Sorumlu Olun" Beşiktaş’ta UEFA Engeli Kalktı: Finansal Kısıtlamalar Sona Erdi 12 Dev Adam'dan Dünya Kupası Elemelerinde Fırtına Gibi Performans: İkinci Tur Garantilendi! Dışişleri Bakanı Fidan’a MGIMO’dan Fahri Doktora Unvanı MHP’li İsmail Özdemir’den Avrupa Parlamentosu’na: “Rapor Objektiflikten Uzak ve Maksatlı” Dışişleri Bakanlığı’ndan Avrupa Parlamentosu’na Sert Tepki: "Raporu Reddediyoruz"

Gündem

Üniversite Kapısından Sabotaj Geçti

Tülin Türkoğlu · 18.06.2026 07:35

​Karaman Valiliği izin vermedi.

​Munzur Üniversitesi ev sahipliği yaptı.

​Mesele bu kadar basit değil.

​Mesele bir gösteri meselesi değil.

​Mesele bir salon tahsisi meselesi değil.

​Asıl mesele, bir devlet üniversitesinin kendi çatısı altında hangi dile, hangi seviyeye ve hangi zihniyete alan açtığıdır.

​Daha önce Karaman’da izin verilmeyen “SABOTAJ” isimli gösterinin Tunceli’de Munzur Üniversitesi’nde sahnelenmesi başlı başına tartışılması gereken bir konudur. Çünkü bu ülkede üniversiteler, devletin en üst makamlarının aşağılandığı, milli ve manevi değerlerin sözde mizah adı altında hedef alındığı, dini hassasiyetlerin alay konusu yapıldığı yerler olamaz.

​Olmamalıdır.

​Buna izin verilemez.

​Bir üniversite salonu, belden aşağı sözlerin, ideolojik propagandanın, toplumsal fay hatlarıyla oynayan ucuz gösterilerin sahnesi değildir.

​Üniversite dediğin yer bilim üretir.

​Ahlak üretir.

​Fikir üretir.

​Toplumsal sorumluluk üretir.

​Gençlerin zihnine kin, alay, inanç düşmanlığı ve devlet büyüklerine yönelik hakaret dili boca edilen bir yer üniversite ruhuna hizmet etmez. Tam tersine üniversite kavramını yaralar.

​Burada sorulması gereken soru şudur:

​Karaman Valiliği’nin izin vermediği bir gösteriye Munzur Üniversitesi hangi gerekçeyle kapı açmıştır?

​Kim bu kararı vermiştir?

​Kim salon tahsis etmiştir?

​Kim denetlemiştir?

​Kim “burada bir sakınca yoktur” demiştir?

​Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’a, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye ve birçok siyasi isme yönelik seviyesiz sözlerin mizah diye pazarlanması kabul edilemez. Hele hele Devlet Bahçeli gibi Türk siyasetinde uzun yıllara dayanan tecrübesi olan bir lidere yönelik “ölmeyi unutmuş” gibi insanlık dışı, ahlak dışı ve edep dışı bir ifadenin üniversite çatısı altında alkışa açılması asla normalleştirilemez.

​Bu mizah değildir.

​Bu sanat değildir.

​Bu eleştiri değildir.

​Bu, ölçüsüzlükten beslenen bir siyasi hadsizliktir.

​Bir de meselenin milli ve manevi değerler boyutu var.

​Rabia işaretiyle alay etmek, sadece bir siyasi sembolle alay etmek değildir. Mısır’da iradesi darbeyle gasp edilen insanların, meydanlarda vurulanların, zindanlara atılanların, darağaçlarında can verenlerin hatırasına karşı da saygısızlıktır.

​Anadolu insanının mazlumdan yana duran vicdanıyla alay etmektir.

​Milletin sinir uçlarıyla oynamaktır.

​Toplumsal barışı sabote etmektir.

​Yeni Şafak ve Yeni Akit gazetelerine, bu ülkenin muhafazakâr insanlarının okuduğu yayınlara yönelik aşağılayıcı ifadeler de aynı zihnin ürünüdür. Bir fikri beğenmeyebilirsiniz. Bir gazeteyi okumayabilirsiniz. Bir siyasi çizgiyi eleştirebilirsiniz. Ama bunu “tuvalet kâğıdı” diyerek, aşağılayarak, hakaret ederek, toplumun bir kesimini küçük görerek yapamazsınız.

​Yaparsanız bunun adı mizah olmaz.

​Bunun adı kibirdir.

​Bunun adı mahalle nefreti olur.

​Bunun adı kültürel zorbalık olur.

​Daha vahim olan ise şudur:

​Bütün bunlar herhangi bir kahvehanede, herhangi bir özel mekânda, herhangi bir dar çevre toplantısında değil; bir devlet üniversitesinin çatısı altında yaşanmıştır.

​İşte asıl sorun burada başlıyor.

​Munzur Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kenan Peker ve üniversite yönetimi bu konuda kamuoyuna açık, net ve tatmin edici bir açıklama yapmak zorundadır.

​Bu salon hangi gerekçeyle tahsis edilmiştir?

​Etkinlik içeriği önceden incelenmiş midir?

​İncelendiyse bu ifadeler nasıl gözden kaçmıştır?

​İncelenmediyse bu daha büyük bir sorumsuzluk değil midir?

​Rektör yardımcısının etkinlikte bulunduğu iddiası doğruysa, bu tablo daha da ağırlaşmaktadır. Çünkü orada bulunmak, sadece bir etkinliği izlemek anlamına gelmez. Devlet üniversitesinin kurumsal ağırlığını da o salona taşımak anlamına gelir.

​Akademik özgürlük başkadır.

​Devletin makamlarına hakaret başkadır.

​Sanat başkadır.

​Milletin değerlerini aşağılamak başkadır.

​Eleştiri başkadır.

​İdeolojik zehirleme başkadır.

​Kimse “üniversite özgürlük alanıdır” diyerek bu sorumluluktan kaçamaz. Üniversite özgürlük alanıdır ama aynı zamanda edep, ölçü, sorumluluk ve kamu ciddiyeti alanıdır.

​Devletin üniversitesinde devlete hakaret ettirilemez.

​Milletin vergisiyle ayakta duran kurumlarda milletin değerleri alay konusu yapılamaz.

​Genç zihinler, ideolojik gösterilerin figüranı haline getirilemez.

​Burada YÖK’e de görev düşmektedir.

​İçişleri Bakanlığı’na da görev düşmektedir.

​İlgili kamu kurumlarına da görev düşmektedir.

​Bu olay “bir gösteridir, geçer” denilerek kapatılamaz. Çünkü mesele sadece sahnede söylenen sözlerden ibaret değildir. Mesele, o sözlere alan açan kurumsal akıldır.

​Devlet ciddiyeti burada devreye girmelidir.

​İdari inceleme başlatılmalıdır.

​Salon tahsis süreci araştırılmalıdır.

​Üniversite yönetiminin sorumluluğu ortaya konulmalıdır.

​Etkinlikte görev alan, onay veren, göz yuman herkes hakkında gerekli işlem yapılmalıdır.

​Çünkü üniversite, sabotajın sahnesi olamaz.

​Çünkü gençlik, seviyesizliğin seyircisi yapılamaz.

​Çünkü milli ve manevi değerler, sözde mizahın mezesi haline getirilemez.

​Çünkü Sayın Cumhurbaşkanı’na, siyasi liderlere, bu milletin hassasiyetlerine yönelik hakaret dili normalleştirilemez.

​Birileri sahneye çıkıp alkış almak için devletin vakarına, milletin inancına, toplumun ortak değerlerine saldırıyorsa orada sadece sanat değil, açık bir sorumsuzluk vardır. Birileri de bu sorumsuzluğa üniversite kapılarını açıyorsa orada artık sadece gösteri yoktur.

​Orada yönetim zafiyeti vardır.

​Orada denetim eksikliği vardır.

​Orada ciddiyet kaybı vardır.

​Munzur Üniversitesi yönetimi bu olayın altından “biz bilmiyorduk” diyerek kalkamaz.

​Biliyorsanız sorumluluk büyüktür.

​Bilmiyorsanız ihmal büyüktür.

​Her iki durumda da hesap verilmelidir.

​Devletin üniversitesi, devlete meydan okuma sahnesi değildir.

​Milletin üniversitesi, milletin değerlerine saldırı alanı değildir.

​Bilim yuvası, siyasi kin pazarı değildir.

​Munzur Üniversitesi yönetiminin bu işin içinden birkaç cümlelik savunmayla çıkması mümkün değildir.

​Bu yüzden mesele açıktır:

​Karaman Valiliği’nin görüp durdurduğu şeyi Munzur Üniversitesi yönetimi neden görememiştir?

​Ya da görüp de neden kapı açmıştır?

​Cevap bekleyen soru budur.

​Ve bu cevabı sadece kamuoyu değil, devlet aklı da istemelidir.

​YÖK bu konuda derhal inceleme başlatmalıdır.

​İçişleri Bakanlığı ve ilgili kurumlar, kamu düzenini ve toplumsal hassasiyetleri ilgilendiren bu tabloyu bütün yönleriyle değerlendirmelidir.

​Üniversite yönetimi hakkında idari süreç işletilmelidir.

​Çünkü mesele sadece bir gösteri değildir.

​Mesele devletin vakarına sahip çıkma meselesidir.

​Yazar: Tülin Türkoğlu


#köşeyazısı

Bu haberi paylaş

WhatsApp X Telegram LinkedIn

Yorumlar

0

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

← Tüm haberler