"İyi niyetini göster, merhametini göster... Ama yaranı sakla. Elinde tuzla bekleyen çok."
Bu cümle ilk bakışta bireysel ilişkiler için söylenmiş bir öğüt gibi görünür. Oysa biraz dikkatli bakıldığında, günümüz toplumunun fotoğrafını çektiği görülür. Çünkü artık sorun birkaç kötü niyetli insanın varlığı değil; sorun, kötü niyetin normalleşmesi ve vicdansızlığın sıradanlaşmasıdır. Sorun, başkasının yarasına merhem olmanın değil, o yaradan fayda sağlamanın beceri sayıldığı bir döneme girmiş olmamızdır.
Bugün ekonomik krizlerden, hayat pahalılığından, işsizlikten ve geçim derdinden söz ediyoruz. Elbette bunlar toplumun en büyük problemleri arasında. Ancak çoğu zaman gözden kaçırdığımız başka bir yoksulluk daha var: Vicdan yoksulluğu. Bir toplum sadece cüzdanı boşaldığında fakirleşmez; ahlakı aşındığında, merhameti azaldığında ve insanlar birbirine güvenemez hâle geldiğinde de fakirleşir.
Son yıllarda dikkat edin; insanlar yaşadıkları sıkıntıları paylaşırken bile tedirgin davranıyor. Çünkü dert anlatmanın teselli bulmak yerine zarar görmek anlamına geldiğini öğrenmiş durumdalar. İş yerinde yaşadığınız bir sıkıntıyı anlattığınızda bunu size karşı kullananlar; maddi zorluk yaşadığınızı söylediğinizde destek olmak yerine sizi küçümseyenler; bir hata yaptığınızda düzeltmeniz için yardımcı olmak yerine o hatayı ömür boyu yüzünüze vuranlar ve bir düşüş yaşadığınızda el uzatmak yerine seyirci koltuğuna oturanlar çoğalıyor. Çünkü artık birçok insan başkasının acısını paylaşılacak bir yük olarak değil, kullanılacak bir fırsat olarak görüyor.
Sosyal medya bu kültürü daha da büyüttü. Eskiden dedikodu birkaç kişinin arasında dolaşırdı, şimdi milyonlarca ekran arasında dolaşıyor. Eskiden bir insanın hatasını mahallesi konuşurdu, şimdi bütün ülke konuşuyor. Eskiden insanlar yanlışı düzeltmeye çalışırdı, şimdi yanlış yapanı yok etmeye çalışıyor.
Bir "linç kültürü" inşa ettik. Öyle bir kültür ki; insanlar hata yapmaktan değil, hata yaparken yakalanmaktan korkuyor. Bu da toplumsal gelişimin önündeki en büyük engellerden biridir. Çünkü hata yapmaktan korkan toplumlar öğrenemez, affetmeyi bilmeyen toplumlar iyileşemez, empati kuramayan toplumlar ise huzur üretemez.
Bugün sokakta, trafikte, kuyrukta ve sosyal medyada öfkeli insanlar görüyoruz. Peki, bu öfke sadece ekonomik sıkıntılardan mı kaynaklanıyor? Hayır. İnsanlar yalnızca geçim derdi yaşamıyor; aynı zamanda güven kaybı yaşıyor, adalet duygusunun zedelendiğini hissediyor, emeğinin karşılığını alamadığını düşünüyor ve kendini değersiz hissediyor. Değersiz hisseden insan, zamanla başkalarının değerini de görmemeye başlıyor.
İşte asıl tehlike burada başlıyor. Çünkü toplumsal çürüme büyük olaylarla değil; küçük vicdansızlıklarla başlar. Yolda düşene gülmekle, haksızlığa sessiz kalmakla, tanımadığımız insanların onurunu birkaç beğeni uğruna çiğnemekle başlar. Sonra bu davranışlar alışkanlığa, ardından karaktere, en sonunda da kültüre dönüşür. Ve bir gün dönüp baktığımızda; insanların birbirine güvenmediği, kimsenin derdini anlatamadığı, herkesin birbirinden şüphe ettiği bir toplumla karşılaşırız.
Bugün tam da bu tehlikenin eşiğindeyiz. Bu yüzden mesele sadece ekonomik kalkınma, büyüme rakamları, teknoloji, yatırım veya altyapı değildir. Bir toplumun gerçek gücü, birbirinin yarasına nasıl davrandığında ortaya çıkar. Merhem mi taşıyor, yoksa tuz mu?
İşte bütün mesele budur. Çünkü elinde tuzla bekleyenlerin çoğaldığı bir yerde insanlar susmayı öğrenir. Suskun insanların çoğaldığı yerde güven kaybolur. Güvenin kaybolduğu yerde ise ne güçlü bir ekonomi kalır, ne sağlam bir toplum, ne de huzurlu bir gelecek.
Bu nedenle bugün ihtiyacımız olan şey daha fazla slogan değil, daha fazla vicdan; daha fazla kutuplaşma değil, daha fazla empati; daha fazla gösteriş değil, daha fazla samimiyettir.
İyi niyetimizi ve merhametimizi koruyalım. Ama aynı zamanda toplum olarak kendimize şu soruyu soralım: Bir insan yarasını açtığında ona şifa mı oluyoruz, yoksa farkında olmadan elimize aldığımız tuzu mu serpiyoruz?
Bu sorunun cevabı, nasıl bir toplum olacağımızı belirleyecek.
Faruk Kavaklı
#gündem #toplum
Yorumlar
0Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.