Bazen bir cümle, yıllardır süren tartışmaların ötesine geçer.
Bazen bir çağrı; sadece bugüne değil, geçmişe, bugünün gerçeklerine ve yarının Türkiye’sine aynı anda seslenir.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin grup toplantısında yaptığı, askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki çağrıyı da böyle okumak gerekiyor.
Çünkü GATA, sadece dört harften oluşan bir kurum adı değildir.
GATA; cepheden dönen Mehmetçiğin yarasına merhem olan, savaşın en ağır şartlarında görev yapan askeri doktorları yetiştiren, devletin güvenlik hafızasının önemli parçalarından biri olan büyük bir birikimin adıdır.
Bir milletin kurumları da insanlar gibidir.
Hatıraları vardır…
Tecrübeleri vardır…
Zor zamanlarda edindikleri refleksleri vardır.
İşte bu yüzden bazı kurumlar yalnızca binalardan ibaret değildir; devlet aklının yaşayan hafızasıdır.
Türkiye, son yıllarda sadece kendi sınırları içinde değil, sınırlarının çok ötesinde mücadele veriyor.
Terörle mücadeleden sınır ötesi operasyonlara, doğal afetlerden bölgesel krizlere kadar devletin her kurumunun aynı anda güçlü, hazırlıklı ve koordineli olması gerekiyor.
Bahçeli’nin GATA çıkışı da tam bu noktada anlam kazanıyor.
Bu çağrı, geçmişe özlem duyan nostaljik bir söylemden çok; geleceğe hazırlanmanın gerekliliğine işaret ediyor.
Çünkü güçlü devlet, yalnızca tankıyla, topuyla, uçağıyla güçlü olmaz.
Askerini yaşatan doktoruyla…
Yaralısını ayağa kaldıran sağlık sistemiyle…
Kriz anında tereddüt etmeden çalışan kurumlarıyla da güçlü olur.
Ancak Bahçeli’nin konuşmasını sadece GATA başlığına indirgemek de haksızlık olur.
Konuşmanın satır aralarında çok daha büyük bir mesaj vardı.
“İç cepheyi sağlam tutun…”
Belki de bugün Türkiye’nin en fazla ihtiyaç duyduğu cümle budur.
Dünyanın yeni bir güç mücadelesine sürüklendiği, savaşların sınır tanımadığı, ekonomik belirsizliklerin arttığı bir dönemde içeride birbirimizi tüketmenin kimseye kazandıracağı bir şey yok.
Siyasi rekabet olur.
Eleştiri olur.
Muhalefet olur.
Ama devlet söz konusu olduğunda ortak akıl da olur.
Çünkü bu topraklar bize en ağır bedelleri ödeyerek bir gerçeği öğretti:
Dışarıdaki fırtınalar ne kadar büyük olursa olsun, içeride omuz omuza duran bir milleti hiçbir güç yıkamaz.
Belki de Bahçeli’nin vermek istediği en güçlü mesaj buydu.
GATA meselesi bir hastane meselesi değildir.
İç cephe meselesi sadece siyaset değildir.
Bunların tamamı, devletin kurumsal gücünü, milletin dayanışmasını ve Türkiye’nin gelecek yüzyıla nasıl hazırlanacağını anlatan büyük resmin parçalarıdır.
Cumhuriyet ikinci yüzyılına adım atarken mesele sadece yeni yollar yapmak, yeni binalar inşa etmek değildir.
Asıl mesele, devletin hafızasını koruyarak geleceği inşa edebilmektir.
Çünkü kökü sağlam olan ağacın dalları fırtınadan korkmaz.
Ve kökü güçlü olan devletler, tarih sahnesinde daima ayakta kalır.
Gazeteci: Selda Güneysu
#köşeyazısı
Yorumlar
0Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.