6 Temmuz 1997. Ankara’da, Türk siyaset haritasının yeniden çizildiği o kırılma anı... Bir mevsim dönümü gibi sessiz ama sarsıcı...
Devlet Bahçeli, o gün kürsüye sadece bir genel başkan olarak değil; geçmişin ağır yükünü, geleceğin büyük hedefleriyle harmanlayan, sükûneti en büyük silahı olan "yeminli bir ülkücü" olarak çıktı.
O ilk günden bu yana geçen 29 yıl... Bir insan ömründen ziyade, bir davanın devletleşme sürecinin destansı seyri...
Devlet Adamının Sessiz Devrimi
Devlet Bahçeli’nin siyaset tarzı, hiçbir zaman gürültülü nutuklardan ibaret olmadı, derin sessizliklerin ve stratejik hamlelerin üzerine kuruluydu.
O, fırtınalı denizde kaptan köşküne geçen bir derviş gibi; şahsi ikbalin peşinde koşmayan, "Önce ülkem ve milletim, sonra partim" ilkesini hayatının temel taşı yapan bir karakter.
O, Türk milliyetçiliğinin iradesini, devletin bekasıyla öyle bir bütünleştirdi ki, artık Türkiye’nin kaderi ile Bahçeli’nin kararları arasında kopmaz bir bağ var.
Beka, İttifak ve Deha
Bahçeli’nin siyasi kariyerindeki en belirgin imza, kuşkusuz "beşeri ve siyasi riskleri" göze alarak aldığı kararlar... Türkiye’nin varoluşsal tehditlerle kuşatıldığı, terörün puslu havalarda kol gezdiği zamanlarda, o, küçük hesapları değil, büyük resmi gördü.
Cumhur İttifakı, onun nazarında basit bir seçim iş birliği değildi; Türk milletinin bin yıllık tarihine sahip çıkma, Türkiye’yi küresel kuşatmalardan çıkarma ve "Lider Ülke Türkiye" idealini gerçek kılma iradesiydi.
Gerek terörle mücadelede, gerekse devletin bekası söz konusu olduğunda "devletin selameti" ilkesini merkeze koyması; onun karakterindeki değişmez "devlet adamlığı" duruşunun en somut nişanesiydi.
29 Yılın Özeti: Bir Vefa ve Kararlılık Öyküsü
29 yıl... Bir neslin büyümesi, tarihin akışının değişmesi ve bir liderin, Türk milliyetçiliğini sokaklardan alıp devletin merkezine, karar mekanizmalarının kalbine yerleştirmesi...
Bahçeli; her türlü provokasyona karşı zekasıyla, her türlü saldırıya karşı üslubuyla, her türlü ayrışmaya karşı birleştirici gücüyle bir "denge unsuru" oldu.
Onun mücadelesi, sadece bir partinin yönetiminden ibaret değil; Türk tarihinin sayfalarından süzülüp gelen kadim devlet aklını, modern zamanın zorluklarına karşı kalkan yapma mücadelesi...
6 Temmuz’dan bugüne, Devlet Bahçeli için değişmeyen ülküsü; Türk milletinin bekasına duyduğu sadakat ve devletine olan derin muhabbeti...
Bugün o 29 yıllık zaman dilimi geride kalırken, karşımızda hala aynı sükûnet, hala aynı kararlılık ve hala aynı "önce Türkiye" diyen o büyük irade var.
Bir devlet adamının, fırtınalı tarihin ortasında, rotasını asla şaşırmadan ilerlediği o uzun ve meşakkatli yol, bugün Kızıl Elma'ya uzanan destanın en güçlü sayfalarını “kardeşlik kalbimizde gelecek aklımızda” şiarıyla yazmaya devam ediyor. Bizler de bu şanlı ve şerefli tarihe tanıklık ediyoruz!
Ne mutlu bize!
Ne mutlu TÜRK’ÜM diyene...
Ayşegül Akyüz Yahşi
#devletbahçeli #MHP #ayşegülakyüzyahşi
Yorumlar
0Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.