İnsan, gördüğüne inanmayı sever. Bir yüz ifadesi, birkaç cümle, bir kıyafet ya da sosyal medyada paylaşılan birkaç kare... Çoğu zaman bunların bir insanı tanımaya yeteceğini sanırız. Oysa en büyük yanılgılarımız da tam burada başlar.
Çünkü insanın asıl hikâyesi yüzünde değil, kalbindedir.
Bir tebessümün ardında tarifsiz acılar saklı olabilir. Sessiz görünen biri, içinde kopan fırtınalarla yaşamayı öğrenmiş olabilir. Sert tavırlarıyla tanınan bir insan, belki de yıllardır kimsenin görmediği yaralarını taşımaktadır. Aynı şekilde, sürekli iyilik gösterisi yapan birinin niyetini de yalnızca Allah bilir. Görünenle hakikat her zaman aynı değildir.
Modern çağ, insanları etiketlemeyi kolaylaştırdı. Bir paylaşım, bir görüntü, birkaç saniyelik bir video üzerinden karakter analizleri yapılıyor. Kim iyi, kim kötü; kim samimi, kim riyakâr... Hükümler hızla veriliyor. Oysa insanın kalbine dair kesin hüküm verebilecek ne bir teknoloji vardır ne de bir insan.
Kur'an-ı Kerim'de defalarca vurgulanan bir gerçek vardır: Allah, kalplerde olanı bilir. Bu hakikat, sadece inancın değil, aynı zamanda toplumsal ahlakın da temelidir. Çünkü kalpleri bilmeyen insanın görevi yargıç olmak değil; adil, merhametli ve ölçülü olmaktır.
Belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz erdemlerden biri, insanlar hakkında kesin hükümler vermekten vazgeçmektir. Bir insanın geçmişini, yaşadığı imtihanları, geceleri döktüğü gözyaşlarını, ettiği duaları ya da pişmanlıklarını bilmeden onun hakkında son sözü söylemek, hem vicdanı hem de hakkaniyeti yaralar.
Unutmayalım ki bazen en sessiz insanlar en samimi duaları edenlerdir. En çok eleştirilen insanlar, Allah katında en makbul kullardan olabilir. En çok alkışlananlar ise gösterişin gölgesinde kaybolmuş olabilir. Bu gerçeği değiştirecek hiçbir beşerî ölçü yoktur.
İnsan olarak davranışları değerlendiririz; hukuk da buna göre işler. Ancak kalpleri yargılamak bize verilmiş bir yetki değildir. Kalbin terazisi yalnızca Allah'ın elindedir.
Belki de bu yüzden birbirimize karşı biraz daha yumuşak olmalıyız. Biraz daha anlayışlı, biraz daha sabırlı... Çünkü karşımızdaki insanın taşıdığı yükü bilmiyoruz. Kalbinin derinliğini bilmiyoruz.
Son söz şudur: İnsan, gördüğünü bilir; Allah ise görünmeyeni de bilir. Bizim görevimiz hüküm dağıtmak değil, güzel ahlakı kuşanmak ve adaletle davranmaktır. Zira kişinin kalbindeki gerçek derinliği yalnızca Allah bilir.
Faruk Kavaklı
#köşeyazısı
Yorumlar
0Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.