CHP’de her kurultay sonrası yaşanan “iç hesaplaşma” bu kez yalnızca bir parti tartışması değil; doğrudan 2028 Cumhurbaşkanlığı seçiminin psikolojik altyapısını etkileyebilecek bir kırılmaya dönüşüyor.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden görünür hale gelmesi, parti içindeki bazı isimlerin “vefa”, bazılarının ise “değişim tamamlanmadı” mesajı vermesi; Özgür Özel’in ise hem parti yönetimini hem de muhalefetin yeni liderlik iddiasını taşımaya çalışması CHP’de iki farklı siyasi hafızayı karşı karşıya getiriyor.
Bir tarafta 2010’dan 2023’e uzanan uzun Kılıçdaroğlu dönemi…
Diğer tarafta “yeni dönem”, “gençleşme” ve “iktidara yürüyen muhalefet” söylemi…
Ancak asıl mesele şu:
Bu tartışma 2028 seçimlerini etkiler mi?
Evet, etkileyebilir. Hem de sanıldığından daha fazla.
Çünkü Türkiye’de seçimler yalnızca ekonomiyle değil, psikolojiyle de kazanılıyor.
AK Parti’nin en güçlü olduğu alanlardan biri tam da bu: “İstikrar görüntüsü.” Cumhurbaşkanı Erdoğan yıllardır seçmene yalnızca bir lider değil, aynı zamanda “dağılmayan yapı” hissi veriyor. Muhalefette ise her iç tartışma, seçmenin zihninde şu soruyu büyütüyor:
“Bunlar kendi içinde anlaşamıyorsa ülkeyi nasıl yönetecek?”
İşte Kılıçdaroğlu-Özel hattındaki gerilim tam olarak bu risk nedeniyle kritik.
Özgür Özel’in önündeki en büyük sınav artık yalnızca parti yönetmek değil; parti içi kırılmaları büyütmeden liderlik otoritesini kurabilmek. Çünkü CHP tabanı uzun yıllar ilk kez yerel seçim zaferi sonrası “iktidar umudu” hissetti. İstanbul ve Ankara’nın korunması, büyükşehir başarısı ve ekonomik kriz ortamı muhalefete tarihi bir fırsat sundu.
Fakat Türk siyaseti bir gerçeği defalarca gösterdi:
Muhalefet umut yükselttiği dönemlerde kendi iç krizlerine yenilirse seçmen hızla geri çekiliyor.
Kılıçdaroğlu cephesinin söylemleri ise yalnızca bir “eski genel başkan kırgınlığı” olarak okunmuyor. Parti tabanında hâlâ ama az ama çok bir karşılığı bulunan Kılıçdaroğlu’nun her çıkışı, CHP’de görünmeyen fay hatlarını yeniden hareketlendiriyor. Özellikle delegeler, eski yönetim kadroları ve örgüt hafızası açısından bu etki küçümsenemez.
Ancak burada başka bir gerçek daha var.
2028’e giderken seçmen artık yalnızca “kim haklı” sorusunu sormayacak.
“Kim kazanabilir” sorusuna bakacak.
Bu nedenle CHP içindeki tartışmaların tonu belirleyici olacak. Eğer mesele kişisel hesaplaşmaya dönüşürse, bu yalnızca Özgür Özel’i değil tüm muhalefet bloğunu yorar. Ama süreç kontrollü bir liderlik geçişi ve “ortak hedef” çerçevesinde yönetilirse CHP bunu bir güç konsolidasyonuna çevirebilir.
Çünkü siyasette bazen en büyük zarar yenilgiden değil, bitmeyen iç savaş görüntüsünden gelir.
2028’e henüz zaman var.
Ekonomi değişebilir, ittifaklar değişebilir, adaylar değişebilir.
Ama seçmenin hafızasında bir görüntü kolay kolay değişmez:
Birlik görüntüsü mü vardı, yoksa kılıçlar sürekli birbirine mi çekiliyordu?
Belki de bugün CHP’de yaşanan tartışmanın en kritik tarafı tam da bu.
Yorumlar
0Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.