Siyasette bazen bir fotoğraf karesi, ya da bir kameramanın çektiği anlık bir kısa görüntü, uzun konuşmalardan çok daha güçlü mesaj verir.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye, Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından düzenlenen “Türk Gençliği Büyük Kurultayı”nda hediye edilen “altın kurt başlı tuğ” da tam olarak böyle bir mesaj içeriyor.
İlk bakışta yalnızca “estetik bir hediye” gibi görülebilir. Oysa o tuğ; Türk devlet geleneğinin, tarih hafızasının ve geleceğe dair iddianın simgesel bir özeti niteliğindeydi.
Çünkü “tuğ”, hiçbir zaman Türk tarihinde yalnızca bir sancak olmadı. Hun’lardan Göktürk’lere, Selçuklular’dan Osmanlı’ya kadar uzanan çizgide tuğ; hakimiyetin, bağımsızlığın ve devlet otoritesinin işaretiydi. Kağan otağının önünde yükselen “tuğ”, ordunun yönünü belirlediği kadar devletin kudretini de temsil ederdi. Özellikle kurt başlı tuğlar ise Türk tarihinin her zaman en güçlü sembollerinden biri oldu.

Bozkurt ise Türk mitolojisinde yol gösterendir. Ergenekon’dan çıkışın rehberidir. Dağılanı toparlayan, karanlıktan çıkış yolunu gösteren iradedir. Bu yüzden kurt figürü yalnızca bir hayvan motifi değil; bağımsızlığın, direnişin ve yeniden ayağa kalkışın sembolü olarak da adlandırılır.
Türk edebiyatı da bu sembol dilini yıllarca taşıdı. Ünlü şair Nâzım Hikmet’in, Kurtuluş Savaşı’nda Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü anlatırken kullandığı,
“Sarışın bir kurda benziyordu
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı…”
dizeleri yalnızca bir lider tasviri değildi. O dizelerde; milletine yön gösteren, en zor zamanda öncülük eden bir irade anlatılıyordu.
Keza Kemal Tahir’in “Devlet Ana” romanı da Türk devlet anlayışını yalnızca askeri güç üzerinden değil; adalet, düzen ve toplumsal dayanışma üzerinden anlatır. Kemal Tahir’e göre devlet; yalnızca hükmeden bir yapı değil, milletin varlığını ayakta tutan ana omurgadır. Bu yönüyle “Devlet Ana”, Türk devlet geleneğinin ruhunu anlamak açısından önemli eserlerden biridir.
Türkçü - Turancı yazar Hüseyin Nihal Atsız da “Bozkurt, Türk’ün çelikleşmiş iradesidir” ifadesini kullanır. Onun eserlerinde kurt; kaybolmayan yönü, teslim olmayan ruhu temsil eder.
Dede Korkut alıntılarında da kurt, Ergenekon’dan çıkışta yol gösteren, bağımsızlık ruhuna kadar uzanan çizgidir. Bu da Türk devlet geleneğinin hafızasını oluşturur.
Tarihsel açıdan bakıldığında, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal’in başlattığı mücadele de bir anlamda bir milletin yeniden Ergenekon’dan çıkışıydı. Bu nedenle 19 Mayıs yalnızca tarihi bir gün değil; yeniden dirilişin sembolüdür. Atatürk’ün bu günü gençliğe armağan etmesi ise geleceği genç iradeye emanet ettiğinin en açık göstergesidir. “Altın kurt başlı tuğ”un özgürlük meşalesinin yakıldığı 19 Mayıs’ta hediye edilmesi de bu açıdan önemli.
*********************
Diğer taraftan bugün Türk siyasetinde “Türkiye Yüzyılı” vizyonu konuşuluyor. Zira “Türkiye Yüzyılı” da “bir tarihsel süreklilik” iddiası taşıyor. Güçlü devlet, milli birlik, tam bağımsızlık ve küresel ölçekte söz sahibi bir Türkiye hedefi…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sık sık vurguladığı bu hedefin merkezinde yalnızca ekonomi ya da teknoloji yok; aynı zamanda devlet aklı, tarih bilinci ve milli hafıza da bulunuyor.
İşte bu noktada “terörsüz Türkiye” hedefi ayrı bir anlam kazanıyor. Çünkü Türk devlet geleneğinde tuğ; düzenin, otoritenin ve hakimiyetin sembolüdür. Terörün olmadığı, iç güvenliğin sağlandığı, sınırlarında güçlü bir Türkiye hedefi; geçmişten bugüne taşınan devlet anlayışının da “modern yansıması”dır.
***
Ancak bugün bu sembolü yalnızca iç politika ekseninde okumak eksik olur. Çünkü Türkiye’nin çevresindeki coğrafya yeniden büyük kırılmaların eşiğinde. Gazze’de süren savaş, İsrail-İran hattındaki gerilim, ABD ile İran arasında giderek sertleşen bölgesel mücadele; Ortadoğu’yu yeniden şekillendiren bir dönemin de işaretlerini veriyor.
***
Tam da böyle bir atmosferde verilen “kurt başlı tuğ”, yalnızca tarihsel bir nostalji değil; aynı zamanda jeopolitik bir mesaj niteliği de taşıyor. Güç dengelerinin yeniden kurulduğu bir bölgede Türkiye’nin kendi devlet aklını, milli güvenlik refleksini ve bağımsız duruşunu koruma iradesinin sembolik bir ifadesi…
Çünkü Türk devlet geleneğinde tuğ yalnızca içeride otoriteyi değil, dışarıya karşı caydırıcılığı ve egemenliği de temsil ederdi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin uzun süredir yaptığı “milli birlik, beka ve terörsüz Türkiye” vurguları da bu çerçevede okunabilir. Kendisine hediye edilen “kurt başlı tuğ” bu nedenle yalnızca nostaljik bir obje değil; tarihsel hafızaya yapılan güçlü bir gönderme niteliği taşıyor.
Bugün verilen mesajlar da tam olarak bu çizgide şekilleniyor:
Güçlü devlet…
Milli birlik…
Terörsüz Türkiye…
Ve Türkiye Yüzyılı…
Türk Gençliği Büyük Kurultayı’nda, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye uzatılan “altın kurt başlı tuğ” da işte bu yüzden yalnızca bir hediye değil.
Bozkırdan bugüne taşınan devlet fikrinin, 19 Mayıs ruhunun, milli hafızanın, terörsüz Türkiye hedefinin ve Türkiye Yüzyılı vizyonunun “güçlü bir sembolü.”
Yorumlar
0Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.