“Göz odur ki dağın arkasını göre, akıl odur ki başa geleceği bile.”
Memleketin üzerine kara kış gibi çöken asrın felaketinde, o acı günleri hatırlayın. Hani herkesin canının yandığı, bir lokma ekmeğin, bir battaniyenin ‘can simidi’ olduğu o günleri... O günlerde kimileri sahaya indi, kimileri ise sosyal medya şovlarıyla ‘biz buradayız’ dedi. Devletin birimlerini kara propagandalarla yağmaladı.
O kadar çok parlatıldılar ki... Oysa sıcak bir odada çay, kahve eşliğinde millet buz keserken, onlar memleketin sözde kurtarıcısı kesilmişlerdi. Meğer kurtardıkları tek şey, kendi popülerlikleriymiş.
Hani şu “Deprem bölgesine yaptığımız her şeyi onlar başkaları yapıyor sandı; sandıktan onu anladık” diyerek milleti bir kaşık suda boğmaya çalışan, “bizden değilseniz cahilsiniz” bakışını her fırsatta kusup bu milleti adam yerine koymayan o zihniyet var ya; hani şu her şeyi bildiğini sanan o ‘elit’ tayfa...
İşte onlar, bugün kendi elleriyle göklere çıkardıkları o ‘yardımsever’ maskelilerin aslında ne mal olduğunu görünce dut yemiş bülbüle döndüler. Milletin acısını, sandıktaki tercihine göre kategorize edip “bunlara yardım gitmesin, bunlar anlamaz” diye ahkâm kesenlerin, aslında o ‘yardım’ diye topladıkları paraları nereye gömdüklerini artık cümle âlem biliyor.
Babala TV’nin sahibi Oğuzhan Uğur, “Ahbap ile ortak çalışıyoruz, paralar onlara akıyor” diye bangır bangır bağırıyordu ya; hani o dönemde ‘ortaklık’ gururla ilan ediliyordu. Şimdi bakıyoruz; mahkeme kapılarında, savcılık önlerinde bir ‘tanımam etmem’ halleri, bir ‘ben sadece izliyorum’ tavırları...
Usta, hani ortaktınız?
O paralar Ahbap’a giderken iyiydi de, şimdi işin içine MASAK raporları, bahis borçları, hayali yurttan çalınan gayrimenkuller girince mi “beni karıştırmayın” moduna girdiniz?
İşin içine girince manzara iyice netleşiyor. Haluk Levent hakkında açılan soruşturma dosyası, ‘hayırseverlik’ değil, resmen ‘kurnazlık’ dosyası... Dernekler Kanunu'na muhalefet, örgüt üyeliği ve mal varlığı aklama mı dersin, yoksa nitelikli dolandırıcılık mı?
Hepsi var.
Bakın neler çevirmişler; okuyunca insanın kanı donuyor:
İddiaya göre;
Hüseyin Başaran gibi evlat acısı yaşayan bir babanın iyi niyetini kullanıp, 60 milyon dolarlık 22 taşınmazı “kimsesiz kızlara yurt yapacağız” diye alıp üstüne yatmışlar.
Vatandaşın kendi rızkından gönderdiği deprem yardımlarını dernek hesabına değil, asistan Yeliz Kaya gibi isimlerin şahsi hesaplarına aktarmışlar; sadece oraya 120 milyon lira akmış.
Daha da acısı; bu paraları depremzedeye değil, dernek kurucularından Alper Çelik’in hesapları üzerinden bahis masalarına gömmüşler; 2020-2026 arası tam 990 milyon lira bahis oynamış, 390 milyon lirayı da çarçur edip kaybetmişler.
Kendi çekleri karşılıksız çıkan, banka hesabı kullanamayacak durumda olanların bu kadar parayı bahis masasında döndürmesi, işin ne kadar ‘karanlık’ olduğunu zaten bağırıyor.
Yurt dışı yasağı gelince de kaçmaya kalkarken enselenmişler.
Bazıları şimdi çıkmış, “Bu işin arkasında FETÖ var, kumpas kuruldu” diyor. Yahu, FETÖ dosyası zaten ayrı bir mecra, onun hesabı da mahşere kalmadı, kalmıyor! Ama suçun şahsiliği esastır. Her koyun kendi bacağından asılır!
Memleket enkaz altındayken sandığı eleştirenler, devletin kurumlarını itibarsızlaştırarak milleti saf ‘yurduna’ koyanlar, şimdi kendi kurdukları bahis düzeninde ‘kaybeden’ durumundalar.
Yardım etmek için değil, popülerlik kasıp cebi doldurmak için kurulmuş bir tezgâh bu. Milletin yardım duygusunu, o tertemiz vicdanını kirlettiler.
Sandığın hesabını millete sormaya kalkanlar, önce bahis masasında yuttukları milyonların, milyon dolarların hesabını versinler!
Eee, Devlet Bey’in de o gün dediği gibi; dağın arkasını gören bir göz, başa geleceği bilen bir akıl olduğunu da bileler!
Ayşegül Akyüz Yahşi
#haluklevent #oğuzhanuğur #Ahbap #babalatv #6şubatdepremi #asrınfelaketi #ayşegülakyüzyahşi
Yorumlar
0Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.