ANALİZ HABER | Bir görsel vardı, hatırlarsınız. KAAN ilk defa kamuoyuna tanıtıldığında, projeyle ilgili teknik bilgiden çok, o görüntünün estetiğine takılanlar oldu. Bazı çevreler o ilk maketi "doğalgaz peteği"ne benzeterek alay konusu yaptı, projeyi küçümsemeyi bir tür zekâ gösterisi sandı. Oysa savunma sanayii tarihinde hiçbir platform, ilk taslak çiziminden itibaren kusursuz görünmez; asıl mesele o çizimin arkasındaki mühendisliğin nereye evrileceğidir.
Bugün geldiğimiz nokta ortada. KAAN, 21 Şubat 2024'te ilk uçuşunu gerçekleştirdi ve 13 dakika havada kaldı. O gün atılan ilk adım, alay konusu edilen görselin çok ötesinde bir gerçekliğe dönüştü. Aradan geçen sürede TUSAŞ, teknolojik gösterim platformundan gerçek prototip aşamasına geçti. Şimdi ise TUSAŞ'ın paylaştığı yeni görüntülerde KAAN'ın yenilenen versiyonu, mehter marşı eşliğinde başarıyla taksi testini tamamlıyor. İkinci prototip olarak adlandırılan KAAN-P2 de ilk yer hareketlerine başlamış durumda.
TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu'nun açıklamaları da projenin sadece sembolik bir gövde gösterisi olmadığını, somut bir takvime oturduğunu gösteriyor. Bu yıl içinde ikinci test uçağının uçuşu, ardından üçüncü prototipin devreye girmesi planlanıyor. Nihai hedef olan seri üretim prototiplerinin 2027'nin ikinci yarısında görünmeye başlaması, seri üretime 2028'de geçilmesi ve KAAN'ın 2033'te Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine girmesi öngörülüyor. Üstelik proje artık yalnızca yurt içinde değil, Riyad'daki World Defense Show gibi uluslararası platformlarda da Türkiye'nin savunma sanayii vizyonunun somut bir temsilcisi olarak sahne alıyor.
Burada asıl konuşulması gereken, bir mühendislik başarısının ötesinde, bu başarıya eşlik eden kamuoyu tartışmasının niteliğidir. Yeni bir teknolojiyi ilk günden itibaren teknik verilerle, bütçe disipliniyle ya da zaman çizelgesiyle eleştirmek gayet meşrudur; her büyük sanayi projesi böyle bir denetimi hak eder. Ne var ki KAAN özelinde tartışmanın önemli bir kısmı, bu türden yapıcı bir sorgulamadan ziyade, henüz taslak aşamasındaki bir görseli hedef alan bir alaycılığa kaydı. "Doğalgaz peteği" nitelemesi, projenin teknik veya stratejik yönüne dair bir eleştiri değil, doğrudan küçümsemeyi amaçlayan bir söylemdi.
Bu tablo aslında Türkiye'deki kamuoyu tartışmalarının genel bir zaafına da işaret ediyor: Yeni ve iddialı bir girişim ortaya çıktığında, önce onun nihai halinden çok ilk taslağı üzerinden bir alay dili kurulması, ardından proje ilerledikçe bu dilin sessizce geri çekilmesi. Oysa sağlıklı bir kamuoyu tartışması, hem coşkulu bir milliyetçilikten hem de baştan aşağı bir küçümsemeden uzak durmayı, projeyi somut verilerle —bütçesi, teknolojik bağımsızlık düzeyi, ihracat potansiyeli ve teslim takvimi— değerlendirmeyi gerektirir. KAAN'ın bugün geldiği nokta, ilk günün alaycı söylemlerini haksız çıkarmış olsa da, bu durum ileride ortaya çıkacak yeni projelere karşı da benzer bir sabır ve ciddiyetle yaklaşılması gerektiğinin bir hatırlatıcısı olarak okunmalı.
Elbette madalyonun öbür yüzünü de görmek gerekir. Savunma sanayii projelerinde iyimser takvimlerin zaman zaman ötelendiği, maliyetlerin öngörülenin üzerine çıkabildiği bilinen bir gerçektir; dünyanın dört bir yanındaki 5. nesil uçak programları bunun sayısız örneğiyle doludur. Dolayısıyla bugünkü taksi testi görüntüleri ne kadar heyecan vericiyse, 2027-2028 seri üretim ve 2033 envantere giriş hedeflerinin de gerçekleşene kadar temkinle izlenmesi gerekiyor. Eleştirinin kendisi değil, eleştirinin biçimi ve zamanlaması tartışılmalı; taslak bir görseli hedef almakla, sürecin ilerleyişini ölçülü biçimde takip etmek arasındaki fark, tam da bu noktada ortaya çıkıyor.
KAAN bugün pistte. Gökyüzüne doğru attığı her adım, geçmişte kurulan alaycı cümlelerin üzerinden sessizce geçiyor. Tarih ise çoğu zaman sözleri değil, ortaya konulan eserleri kayda geçiriyor.
ANALİZ HABER | Ahmet Selim KORKMAZ / Gazeteci
#KAAN #TUSAŞ #SavunmaSanayii
Yorumlar
0Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.